Ana SayfaFacebookPasajım Emeksensin Blog dükkanı
Çeşitli yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çeşitli yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İşte Tüm Annelerin Merakla Beklediği Tarif!

Son zamanlarda herkesin konuştuğu hatta Obama’nın hanımının bile merak ettiği tarif; Pınar Labneli!

Herkes bu tarifi merak ediyor, lezzeti dünyanın bir ucuna yayılıyor.

Pınar Labneli Yedi Baharatlı Pasta’nın tarifini www.facebook.com/PinarLabne adresinden öğrenebilirsiniz.

Diğer Pınar Labne’li tarifleri herkesten önce öğrenmek için sayfayı takip etmeyi unutmayın!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Devamını Oku...

Ptt Kargo ve Almanya Siparişlerim

,
Almanya Belma Hanım'a giden takım..3-6 aya göre ördum.Her zamanki gibi ipim coton. Örmek çok büyük zevk birde kargolama derdim olmasa..Buradaki kargoya gittim biz yurtdışı almıyoruz merkeze gidin dedi..merkezde cok yakın sanki otobusle 46 durak.bu arada üsenmedim durak saydım..Neyse oğlumla merkezden yolladım..Ertesi gun tekrar kargom vardı 3 paket.Şubedeki memur toplo gönderim almıyorum sıradakilerden izin alın dedi bende peki benim önumdeki bayan 5-6 fatura ödedi o toplu değilmi dedim oracıkta ptt sikayeti aradım hayır almaları lazım sınır yok subelerde dedi..Ben bıktım bu ptt kargonun rahatlığından..

Devamını Oku...

AIRPORT AVM BİT PAZARI

İstanbul Ataköy’de bulunan Airport Outlet Center her  açık otopark alanında “Bit Pazarı” etkinliği düzenliyor.
 Ne zamandır gitmk istiyordum en sonunda gidebildim. Ama hata yapmışım cocuklarla gittim. Gezmeye doyamadığım bir pazar..Kuçuk ama gezmesi cok zevkli harika ürünler var..Birden kendinizi eskide buluyorsunuz..Mutlaka sizin de cocukluğunuza ait bir şey vardır.
 En kısa sürede tekrar gideceğim.Neler var neler..Eski mektuplar. Arapça yazılar. osmanlı yazıları,kitapları,kocaman kocaman kapı kilitleri,oyuncaklar,porselenler yok yok aslında..
 Hele takılar yada eskiden kalma küpeler. bilezikler, kolye ucları, elmas ve yakuttan bileklik,gözluk,semaver, keske buyuk bir evim olsaydı bir köşesini döşeyebilseydim buradan aldıklarmla..

 Standlara dolaşmaya başladığınızda gramofonlar calan muzikler sizi gercekten etkiliyor..Pikaplar o kadar guzel calıyorkı cd ler ne ..


 Buyrun filim cekelim kaç yıllık kamera o kadar hosuma gittiki ve hala çalısıyor..


  Osmanlı işlemeli kumaşlar, bakır öbjeler, dürbünler, çarıklar, tablolar, her sey var mutlaka gezin derim her cumartesi saat 10:00 18:00 arasında ...
 Aaa birde Cuma günleri organik ürünler pazarı kuruluyormuş. Onada gitmek istiyorum..Ne kadar guzel keske her alışveriş merkezinde bu tarz etkinlikler olsa.











Devamını Oku...

Harika Bir Çekiliş

Harika cuzdn ve guzel çekliş katılmak iterseniz http://reyhanlahersey.blogspot.com/2011/07/hediyekipling-cuzdan.html

Devamını Oku...

Dünya Kadınlar Günü Örgücafe Hediye Çekilişimiz

hergün bakmadan gecemediğim ve çok güzel arkadaşlıklar kurduğumuz örgücafe forumda Dünya Kadınlar Günü çekilişi yaptık..Çekilişin en güzel yanı Kimse kime cıktığını bilmiyor ve heyecanlı bekleyişler oluyor. Ben Arzu 'ya çıkmışım. banada Fatma arkadasımız cıktı.Yukarıda resimde Arzu'nun bana yolladığı hediyeler var..Çook tesekkür ederim canım hepsi cook güzeller..Aşşağıdaki resimde ise benim Fatma'ya yolladığım hediyeler var..Dün hediyeleri eline ulaşmış akşam beni aradı teskkür etmek için bu dahada buyuk bir mutluluk verdi..

Devamını Oku...

SIZDE BÖYLE BİR KARAKALEM CALISMASINA SAHIP OLABILIRSINIZ.


KAZANAN SAHSIMIZIN ISTEDIGI BIR PORTRESI KARAKALEM CALISMASI OLUCAK! :)


KARA KALEM CALISMASI RESIM YOLLANDIKTAN SONRA CIZILECEGI ICIN YAKLASIK 10-15 BEKLEME SÜRESİ OLUCAKTIR.


Pekı bu hedıyeyı kazanmak için ne yapmalısınız?


1) Öncelıkle Mustafa Doğan Sketch& Drawings sayfasını begenmelı ve alttakı PAYLAŞ butonu ıle sayfanızda paylasmalısınız:


http://www.facebook.com/pages/Mustafa-Dogan-Sketch-Drawings/157406167616835


2) Begendıgınız 1 adet resmı facebook duvarınızda paylasmalısınız Ve su yazıyı eklemelısınız:
SIZDE BÖYLE BİR KARAKALEM CALISMASINA SAHIP OLABILIRSINIZ.


3)Blogu olan okuyucularım blogunda ve facebookunda , blogu olmayan okuyucularım sadece facebooklarında kampanyamızı paylasmalılar


ÖNEMLİ: Daha oncekı kampanyalarda yaptım deyıp ad soyad bırakıldı lınk olmadan kontroller yapılamıyor ve dıskalıfıye oluyorsunuz lutfen tum okuyucularımız lınklerınıde bıraksınlar.


Bu kadar! Sartlarımız kontrol edılecektır.  Bol şans dılerız :)




KAMPANYA BASLANGIC TARIHI 13 ŞUBAT
BITIŞ TARİHİ 5 MART  (18:00)

Devamını Oku...

BLOGUMUZA DOKUNMAYIN LÜTFEN:((((((


ARKADAŞLAR BLOGGERIN KAPATILMASI SÖZKONUSU.
 FACEBOOKTA SAYFA AÇILDI LÜTFEN DESTEĞİNİZİ BEKLİYORUZ.
                                                                          Bloguma Dokunma

Sevgili  stil drektörü  Edacığım bir yazı yayınladı okumak isteyenler bakabilir
______
SESİMİZİ DUYURALIM LÜTFEN  BİRİLERİ MUTLU OLACAK DİYE ONCA EMEĞİMİZİ  BİZDEN ALIP YOK ETMEMELİLER BU  SAYGISIZLIKTAN  ,ADALETSİZLİKTEN BAŞKA BİRŞEY  DEĞİL :(((((
YORUMA KAPALI YAYINLIYORUM  LÜTFEN  SONUÇ ALININCAYA KADAR  TEK YUMRUK OLALIM.

Devamını Oku...

Afacanlarla Kahvaltı ve Pırasalı Omlet

Benim afacanlara kahvaltı yaptırmak çok eziyetli. İnanın 1,5-2 saat sürüyor bir kahvaltı yapmaları. Bir türlü karar veremiyorlar ne yiyeceklerine. Bu sabah en sonunda prasalı omlette karar kıldık. Ben prasanın yeyeşil uc yapraklaını atmam yıkar derindondurucuya atarım hep. Afacanlarım sebze yemeklerini sevmezler ama prasa,dereoto,tazesoğan la yapılan omletlere bayılırlar. Bu sabah pırasada karar kıldılar v yaptık afiyetle yediler. Benimgibi çoçukları sebze yemeyen annelere bir alternatif..Deneyin derim.

Devamını Oku...

Elizabeth Arden'dan Muhteşem Yılbaşı Hediyeniz :) Giweavay

*kelebek*-*shewolf cosmo beauty yeni yıla süpper birhediye kampanyası başlatmış ,ayrıntılar burada bir bakın isterseniz..

Devamını Oku...

Pembe Converslerim ve Afacanlarım

Pembe converse patiklerim yerine ulaşacatır bugun. Ben ancak cektiğim resimleri aktarabiliyorum makineden. Benim afacanlar yüzünden resim cekmekte bilgisayarın başına geçmekte çok zor..Ben bilgisayar der demez ufak afacanım benden önce kuruluyor ve oyun ac diye tutturuyor...Birde o harfine basmayı öğrenmiş google acıpta O harfine basıyor oyunları buluyor..Çok zor valla artık bilgisayarın başına geçmek için randevu alacağım çocuklardan...
Buda yaramzlıkların sonucunda yorgun düşmüş halleri..Evde yer kalmamış.....

Devamını Oku...

Çoook Mutluyummm...

Hediyelerim geldiii. Fosi'nin öncülüğünü yaptığı bizimde severek katıldığımız hediye etkinliğinde bana Celebi74(Nilgün) arkadaşım çıkmıştı..Kendisinden bana cok güzel bir paket geldi.Çok tesekkür ederim canım..
İçinde akide şekeride vardı paketimin ama onu resimleyemeden benim canavarlar aldılar..
Tuzluklarına bayıldım.Lavanta keselerin hemen yerine kondu güzel güzel kokular vermeye başladılar..Benim gibi bir çay tiryakisine meyve çayları harika...Hele hele keşan desenli örtü bir harika...Ve güzel notun..Çok teşekkür ederim arkadasım..

Devamını Oku...

Bloggra giremiyorum

Kaç gündür bloggera ve g maile giremiyordum delirdim. Ne kadar da önemli bir yer oluşturmuş hayatımda yaptılarımı paylaşmak ve sizlerin bloglarını okumak..En sonunda oğlumunda yardımıyla vtunnel diye bir site aracılığıyla fgirdim..Yardıma da yazdım ama cevap bekliyorum.Acil yardımmm arkadaşlar aranızda bu problemi cözümlemiş olan varsa banada yardımcı olsun cünkü bu siteden girince resim yükleyemiyorum

Devamını Oku...

ANNELER GÜNÜ'NİZ KUTLU OLSUN



Karşılıksız tek sevgi annenin çocuğuna duyduğu sevgidir. Ben kendi çocuklarımda senin sevgini buldum anne. Anne olunca seni ne çok sevdiğimi ve değerini bir daha anladım . İyi ki seninle varım annem. Annemim, tüm annelerin ve anne adaylarının anneler günü kutlu olsun...
Annelik bence en zor meslek..Ne tatili ne dinlencesi nede süresi var..Annenin bir gecesini buradan okuyabilirsiniz.

Devamını Oku...

ALLA KOVAL'DAN

Alla koval harika bir tasarımcı. Şişle örgü ile tığla örgüyü çok güzel birleştirmiş. Kız çoçukları için çok güzel kıyafetler tasarlamış. Bende hemen bunları sizlerle paylaşmak istedim..




Devamını Oku...

SEYYİDET NEFİSE HAZRETLERİ

SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM..DUA TUM KAPILARIN ANAHTARIDIR FAKAT BEN KENDİM BİZZAT KAC KERE DENEDİM VE DİLEĞİM, SIKINTIM İNANIN Kİ HAFTA OLMADAN GECTİ BENDE SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM..UZUN BİR YAZI AMA LÜTFEN OKUYUN...MUTLAKA HEPİMİZİN BİR SIKINTISI VARDIR UMARIM HEPİNİZE YARDIMCI OLUR...

http://www.facebook.com/video/video.php?v=103416676349737 bu adresten de türbesini izleyebilirsiniz....

Seyyidet Nefîse'nin, zamânından günümüze kadar Mısır'da bulunanlar ve bütün müminler için bereket olduğunu, İslâm âlimleri buyurmuşlardır. Kendini, günahı çok ve duâ etmeğe yüzü yok bilerek, "Hastam iyi olursa veya şu işim hâsıl olursa, sevâbı Seyyidet Nefîse hazretlerine olmak üzere, Allah rızâsı için üç Yâsîn okumak veya bir koyun kesmek nezrim, adağım olsun." deyince, bu dileğin kabûl olduğu çok tecrübe edilmiştir. Burada, Allahü teâlânın rızâsı için Kur'ân-ı kerîm okunup veya koyun kesip, sevâbı hazret-i Seyyidet Nefîse'ye bağışlanmakta, onun şefâati ile, Allahü teâlâ hastaya şifâ vermekte, kazâyı, belâyı gidermekte, duâyı kabûl etmektedir.
SEYYİDET NEFÎSE

Dünyâya düşkün olmaması, haramlardan çok sakınması, kerem ve cömertliği ile meşhûr hanım velîlerden. İsmi, Nefîse binti Hasan olup, hazret-i Ali'nin dördüncü göbekte torunudur. Tâhire ve Kerîmet-üt-dâreyn lakabları vardır. 762 (H.145) senesinde Mekke-i mükerremede doğdu. Annesi, Lübâne binti Abdullah bin Abbâs bin Abdülmuttalib'dir. 823 (H.208)de Kâhire'de vefât etti. ÖnceMedîne-i münevverede yerleşti. Seyyidet Nefîse, İmâm-ı Ca'fer-i Sâdık'ın oğlu İshâk-ı Mu'temen ile evlendi. Bu evlilikten Kâsım ve Ümmü Gülsüm isminde iki çocukları oldu.

Tefsîr, hadîs ve başka ilimlerde âlim idi. Halk onun büyüklüğünü kabûl ederdi. Seyyidet Nefîse ümmî olmasına rağmen çok hadîs-i şerîf öğrenmişti. Kur'ân-ı kerîmi ezbere bilirdi. Çok kerâmetleri görüldü. Kabr-i şerîfi, zamanımıza kadar ziyâret olunmakta ve istifâde edilmektedir.

Seyyidet Nefîse, otuz defa hacca gitti. Gündüzleri oruç tutar, geceleri ibâdetle geçirirdi ve üç günde bir yemek yerdi. Efendisinden ayrı hiçbir şey yemezdi.

Zevci ve evlâdı ile berâber, Mısır'a yerleşmek için Medîne-i münevvereden ayrıldılar. Gelmekte olduğunu haber alan halk yollara dökülüp, kendilerine çok hürmet gösterdi. Herkes onları, kendi evlerinde misâfir etmek istiyordu. Abdullah-ı Cessâs adında velî bir zâtın kullanılmayan boş bir evi vardı. Oraya yerleştiler. Herkes, bereketlenmek ve kıymetli sözlerinden istifâde etmek için Mısır'ın her tarafından ziyâretine gelirlerdi. Ziyâretine gelenlerin sayısı haddi aşınca, onlarla meşgûl olmanın, her an Allahü teâlâya ibâdet etmesine mâni olabileceğini düşündü. Tekrar memleketi olan Hicaz'a dönmeye karar verdi. Herkes çok üzülüp yalvardılar ise de kabûl etmedi. Nihâyet bu durumu, Mısır emîri Sırrı bin Hakem'e arzettiler. Mısır emîri bu haber üzerine, doğruca Seyyidet Nefîse'nin yanına gelip, Mısır'dan ayrılmak istemesinin hikmetini sordu. Seyyidet Nefîse cevâbında "Mısır'da ikâmet etmek istiyorum. Lâkin ziyâretçilerim çok fazladır. Ben zaîf bir kimseyim. Evimiz de dardır. Ayrıca gelen ziyâretçilerle meşgûl olmak mecbûriyetinde kalmam, her an Allahü teâlâya ibâdet yapmama mâni oluyor." diye cevap verdi. Bunları dinleyen Mısır emîri;"Falan yerde, şahsıma âit geniş bir evim vardır. Onu size hediye ettim. Lütfen kabûl ediniz." dedi. Seyyidet Nefîse bunu kabûl edince, Mısır emîri çok sevindi. Seyyidet Nefîse; "Haftada sâdece Çarşamba ve Cumartesi günleri ziyâretime gelsinler. O iki gün onlarla meşgûl olurum. Diğer günlerde hep ibâdet yapmak istiyorum." buyurdu.

Rivâyet edilir ki, Seyyidet Nefîse zamanında Mısır'da, dört tâne kız çocuğundan başka kimsesi bulunmayan ihtiyar bir kadın vardı. Bunlar iplik eğirirler, her Cumâ günü ihtiyar kadın ipliği pazara götürüp, yirmi dirheme satardı. On dirheme, iplik yapmak için pamuk, kalan on dirhem ile de yiyecek bir şeyler satın alır, gelecek Cumâya kadar bunlarla idâre ederlerdi. Yine bir Cumâ günü, ihtiyar kadın bir hafta müddetince eğirdikleri ipliği, kırmızı bir beze sarıp, çarşıda satmak için yola çıktı. Bohçayı başında taşıyordu. Yolda giderken büyük bir kartal gelip, ipliklerin bulunduğu bohçayı kaparak kaçtı. Kadıncağız düşüp bayıldı. Kendine geldiğinde olanları hatırlayıp ağlamaya başladı. Başına toplananlara hâlini anlatıp; "Bir hafta boyunca çocuklarım nafakasız ne yaparlar?" diye sızlandı. Oradakiler kendisine; "Falan yerde Seyyidet Nefîse isminde velî bir hanım vardır. Hâlini ona arzet, bakalım ne diyecek?" dediler. Kadın gelip Seyyidet Nefîse'ye durumu anlattı, o da ellerini açıp duâ etti. Kadına da; "Sen şimdi evine git. Allahü teâlâ her şeye kâdirdir." buyurdu. Kadıncağız evine gitti. Bir müddet sonra Seyyidet Nefîse'ye bâzı kimseler gelerek; "Biz deniz yolculuğunda idik. Gemimiz bir ara su almaya başladı. Ne yaptıysak su giren yeri kapatamadık. Sizi vesile ederek Allahü teâlâya duâ edip bizleri o sıkıntıdan kurtarmasını istedik. O sırada büyük bir kartal göründü. Pençesinde kırmızı bir bohça vardı. Gemimizin üzerine gelince, bohçayı bırakıp gitti. Bohçayı açtık. İçinde çok miktarda iplik vardı. Bunlarla gemimize su sızan yeri iyice kapadık. Bundan sonra selâmetle memleketimize geldik. Bu hâlimize şükür için, size hediye olarak beş yüz dirhem getirdik, lütfen kabûl ediniz." deyip gittiler. Seyyidet Nefîse, Allahü teâlâya şükredip ağladı. Sonra o ihtiyar kadını yanına istedi. Kadın gelince ona; "Kartalın kaptığı iplikleri kaça satacaktın?" dedi. Kadın; "Yirmi dirheme." deyince, Seyyidet Nefîse ona beş yüz dirhemi verip hâdiseyi anlattı ve; "Allahü teâlâ senin her dirhemine 25 kat ihsân etti." buyurdu.

Hıristiyan bir kadının, genç bir oğlu vardı. Bu genç, bir sefere çıktı ve yolda, esir düştü. Annesi kiliselere gidip çok araştırdı ise de, oğlundan bir haber alamadı. Bir gün kocasına, "Bu şehirde Seyyidet Nefîse isminde, duâsı makbûl bir hanım varmış, ona git. Belki çocuğumuzun bulunması için duâ eder. Eğer onun duâsı hürmetine oğlumuz bulunursa, ben de o hanımın dînini, İslâmiyeti kabûl edeceğim." dedi. Kocası gelip, Seyyidet Nefîse'yi buldu ve durumlarını anlattı. O da duâ etti. Adam eve gelip hanımına; "Oğlumuzun bulunması için duâ etti." dedi. Gece olunca evlerinin kapısı çalındı. Kadın kalkıp kapıyı açınca, oğluyla yüz yüze geldi. Kadın hem hayret etti, hem de çok sevinip, nasıl geldiğini sordu. Genç; "Nasıl geldiğimi ben de bilmiyorum. Ancak, beni bağladıkları zincirin üzerinde bir el gördüm ve; "Bunu salın. Buna Seyyidet Nefîse şefâat etmiştir" diye bir ses duydum. Zincirlerim çözüldü ve birden kendimi burada buldum." diye anlattı. Gencin anlattıklarını dinliyen annesi hemen müslüman oldu.

Zâlim bir kimse, eziyet etmek için bir adamı çağırttı. O adam Seyyidet Nefîse'ye gidip, yardım istedi. Kurtulması için duâ ettikten sonra; "Gidiniz. Allahü teâlâ seni zâlimlerin gözünden saklar." buyurdu. Adamcağız, zâlim kimsenin adamları ile berâber, onun huzûruna vardılar. Zâlim, "O kimse nerededir?" diye sordu. "Huzûrunuzda duruyor." dediler. "Benimle alay mı ediyorsunuz? Ben onu göremiyorum" dedi. Adamları; "Bu adam buraya gelmeden önce Seyyidet Nefîse'nin yanına gidip duâ istedi ve duâ aldı. "Gidiniz Allahü teâlâ seni zâlimlerin gözlerinden saklar" buyurdu." dediler. Zâlim kimse bunları duyunca, demek ben zâlimim, dedi. Yaptığı işlere çok pişman oldu. Başını eğip tövbe ve istigfâr etti. Sonra başını kaldırdığında, o kimseyi karşısında gördü. Yanına çağırıp ona sarıldı. Kendisine kıymetli elbiseler ile başka hediyeler verip yolcu etti. Sonradan da Seyyidet Nefîse'ye yüz bin dirhem gönderip; "Bu, Allahü teâlâya tövbe etmesine vesîle olduğunuz kulun şükrân borcudur." dedi. O da bu paranın hepsini fakirlere dağıttı.

İmâm-ı Şâfiî ve başka âlimler, kendisini perde arkasından ziyâret eder ve sohbetlerinden istifâde ederlerdi.

Seyyidet Nefîse hazretlerinin kardeşi Yahya'nın, Zeyneb isminde bir kızı vardı. Bu kız dâimâ, halası Seyyidet Nefîse'nin hizmetinde bulunurdu. Şöyle anlatıyor: "Kırk sene hizmetinde bulundum. Lâkin bir defa uyuduğunu ve bir defa yemek yediğini görmedim. Bir gün kendisine; "Halacığım! Nefsine çok zorluk veriyorsun." dedim. Bana; "Ben nefsime çok zorluk vermiyorum. Nefs çok zorluk çeker, beden çok ibâdet ederse, kurtulmak ümidi çoğalır." buyurdu.

Evinin önünde, kendisi için bir kabir kazmıştı.Kabre iner, orada namaz kılardı. Bu yerde altı bin hatim okumuştu. Vefâtı yaklaştığı sırada oruçlu idi. Hastalığı ağırlaşınca kendisine, orucunu bozabileceklerini söylediklerinde, onlara; "Siz ne diyorsunuz? Ben otuz senedir oruçlu olarak vefât etmem için duâ ediyorum." buyurdu. En'âm sûresini okumaya başladı. "Düşünen ve hakkı kabûl edenlere, Rableri katında Cennet vardır." (En'âm sûresi:127) meâlindeki âyet-i kerîmeye gelince vefât etti. Cenâzesi çok kalabalık oldu. Şehirli-köylü, büyük-küçük toplanıp ağladılar ve kendi eliyle kazdığı kabrine defnettiler. Derb-üs-Sibâ denilen yerde medfundur. Kabri üzerinde bir nûr ve heybet vardır. Her taraftan ziyâretine gelinir. İmâm-ı Şa'rânî hazretleri, "Ehl-i beyt içinde tasarrufu en fazla olanı, Seyyidet Nefîse'dir" buyurdu.

Zevci, cenâzesini Medîne'ye götürmek istedi ise de, halk çok ısrâr edip vazgeçmesini istediler. Nitekim rüyâda Peygamber efendimizi görüp, kendisine; "Mısırlıları kırma. Nefîse'nin bereketi ile ora halkına rahmet iner." buyurunca, cenâzeyi nakletmekten vazgeçti.

VALLAHİ ONUN DÎNİ HAKTIR

Seyyidet Nefîse'nin, yahudî bir kadın komşusunun, bir kötürüm kızı vardı. Annesi hamama gitmek istedi. Kızı da onunla gitmek arzu edince annesi; "Olmaz, sen evde yalnız otur." dedi. Çocuk; "Bâri sen gelinceye kadar komşumuzun yanında kalayım." dedi. Kadın, Seyyidet Nefîse'ye gelip çocuğunun arzusunu bildirince o da izin verdi. Kadın çocuğunu getirip gösterilen bir odaya bıraktı ve kendisi de hamama gitti. Kötürüm kız otururken Seyyidet Nefîse diğer tarafta abdest alıyordu ve abdest suyu kötürüm kızın yanından akıyordu. Allahü teâlânın hikmeti, o kızın aklına, yanından akıp giden abdest suyundan biraz alıp ayaklarına sürmek geldi ve düşündüğünü yaptı.

Hemen sıhhate kavuştu. Sanki hiç hasta değilmiş gibi ayağa kalkıp yürümeye başladı. Seyyidet Nefîse olanlardan habersiz, öbür tarafta namaz kılıyordu. Kız, dışardan gelen seslerden, annesinin hamamdan geldiğini anlayınca, hemen evlerinin kapısına gidip kapıyı çaldı. Annesi kapıya gelip kim olduğunu sorunca; "Senin kızınım." dedi. Hemen kapıyı açıp, kızını sapa-sağlam karşısında görünce; "Nasıl oldu da iyileştin? Anlat!" dedi. Kız olanları anlatınca, kadın hüngür hüngür ağlayıp; "Vallahi bizim dînimiz bâtıldır. Onun dîni haktır." dedi. Hemen gidip, Seyyidet Nefîse'nin elini öptü. Ayaklarına kapandı. Kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu. Seyyidet Nefîse de bu hâle sevinip, bu ihsânından dolayı Allahü teâlâya hamd ve şükretti. Sonra kadın evine gitti. Kızın babasının ismi Eyyûb olup, kavminin ileri gelenlerinden idi. Akşam eve gelip kızının sağlam hâlini görünce, sevincinden aklı gidecek gibi oldu. Hanımı hâdiseyi ve müslüman olduğunu anlatınca, kendisinden geçer gibi oldu ve; "Yâ Rabbî! Sen dilediğine hidâyet verirsin. Vallahi, İslâm dîni haktır. Bizim şimdiye kadar bulunduğumuz din bâtıldır." dedi. Sonra Seyyidet Nefîse'nin hânesine gelip, yüzünü gözünü kapının eşiğine sürdü ve Kelime-i şehâdet getirip müslüman oldu. Kızın iyileşmesi ve annesinin, babasının müslüman olmaları hâdisesi, kısa zamanda her tarafa yayıldı ve komşu yahudilerden birçoğu îmân etti.

KARTAL VE BOHÇA

Seyyidet Nefîse ki, bir evliyâ hâtundur,
Aliyyül Mürtezâ’nın, dördüncü torunudur.

Hak teâlâ indinde, çok makbûldü duâsı,
Meşhûrdu zühdü ile, ibâdeti, takvâsı.

Ümmî idi ve lâkin, İslâm ilimlerinde,
Âlim olup, bilgisi, pek çoktu her birinde.

O devirde bir kadın, vardı fakir, ihtiyar,
Dört kızıyla, bir evde, otururlardı bunlar.

Bu kızlar hafta boyu, iplik eğirirlerdi,
Anneleri pazarda, satıp geçinirlerdi.

Yine bir gün bu hâtun, ipleri aldı evden,
Satmak için çarşıya, giderken sabah erken,

Bohçası da başında, gidiyorken pazara,
Bir kartal onu kapıp, kaçırdı uzaklara.

Bütün sermâyeleri, o bohçadaydı zâten.
Bayılıp düştü yere, kadın üzüntüsünden.

Kendine geldiğinde, gördü ki çok insanlar,
Etrafına toplanmış, soruyor: “N’oldu, ne var?”

Anlattı hâdiseyi, dediler ki: “Ey hâtun,
Ne için üzülürsün, ne kıymeti var bunun?”

Dedi: “Onu satarak, geçinirdik hepimiz,
Onu da kuş kaçırdı, ne yaparız şimdi biz?”

Dediler ki: “Ey hâtun, bak Seyyidet Nefîse,
Vardır ki, git derdini, ona söyle ne ise.

Ricâ et, duâ etsin, o sana bu iş için,
Onun duâsı ile, hâllolur elbet işin.”

O hâtun geldi hemen, Seyyidet Nefîse’ye,
Yalvarıp ricâ etti: “Bana duâ et” diye.

Buyurdu ki: “Ey hâtun, edeyim pekâlâ,
Elbette ki her şeye, kâdirdir Hak teâlâ

Her mahlûkun rızkına, kefildir cenâb-ı Hak,
Sen rızkı hiç düşünme, O gönderir muhakkak.

Sen şimdi müsterih ol, râhatça evine git,
O, rezzâk-ı âlemdir, O’ndan hiç kesme ümit.”

Az sonra birileri, gelerek Seyyide’ye,
Dediler: “Üç gün önce, binmiştik bir gemiye.

Ve lâkin su almağa, başlayınca gemimiz,
Batma tehlikesiyle, karşılaştık hepimiz.

Sizi vesîle edip, duâ ettik Allah'a,
Çok şükür bu duâmız, bitmemişti ki daha,

Bir kartal, hızla indi, geminin üzerine,
Ağzındaki bohçayı bırakıp gitti yine.

Onu açıp gördük ki, iplik dolu hep içi,
O iplerle bağlayıp, hâllettik hemen işi.

Duânızla kurtulduk, hamd olsun Rabbimize,
Şu beş yüz dirhem dahî, hîbedir bizden size.

Gerçi Hak teâlâdır, bunları yaptıran hep,
Ve lâkin bu iş için, O sizi kıldı sebep.”

Gözleri yaşararak, aldı onu eline,
O ihtiyar hâtunu, dâvet etti evine.

Gelince kendisine, buyurdu ki: “Ey hâtun,
O ipleri pazarda, sen kaça satıyordun?”

Yirmi dirhem deyince, buyurdu ki: “Pekâlâ,
Bak sana daha fazla, gönderdi Hak teâlâ.

O Allah ki kefildir, rızkına mahlûkatın,
Rızık için boş yere, kendini üzme sakın.”

ALLAHÜ TEÂLÂ ONA RAHMET EYLESİN

Bir zaman İmâm-ı Şâfiî hazretleri hastalandı. Talebelerinden birisini Seyyidet Nefîse'ye gönderip, hasta olduğunu, şifâ bulması için Allahü teâlâya duâ etmesini istedi. O talebe gelip Seyyidet Nefîse'ye durumu arzetti. O da duâ etti. Talebe henüz hocasının yanına dönmeden İmâm-ı Şâfiî iyileşti. Başka bir zaman İmâm-ı Şâfiî yine hastalandı. Yine bir talebesini, duâ için Seyyidet Nefîse'ye gönderdi. Seyyidet Nefîse; "Allahü teâlâ ona çok rahmet eylesin." buyurdu. Talebe gelip bunu hocasına arzedince İmâm-ı Şâfiî, hastalığının vefât hastalığı olduğunu anladı, vasiyetini yaptı. Cenâzesinde Seyyidet Nefîse'nin bulunmasını da vasiyet etti. İmâm-ı Şâfiî vefât ettiğinde, Seyyidet Nefîse çok tâkatsız olduğu için gelemedi. Cenâzeyi Seyyidet Nefîse'nin bulunduğu yere getirdiler. Cemâatin en gerisinde durup, cenâze namazında imâma uydu. Namazdan sonra; "Allahü teâlâ, İmâm-ı Şâfiî'nin ve onun namazında bulunan Seyyidet Nefîse'nin hatırı için, cenâze namazında bulunan bütün kimseleri affetti." diyen bir ses duyuldu.

1) Meşâhir-ün-Nisâ; c.2, s.267
2) Nûr-ul-Ebsâr; s.188
3) Tabakât-ül-Kübrâ; c.1, s.256
4) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; (49. Baskı) s.1143
5) Şezerât-üz-Zeheb; c.2, s.21
6) El-A'lâm; c.8, s.44
7) Vefeyât-ül-A'yân; c.5, s.423
8) İslâm ÂlimleriAnsiklopedisi; c.3, s.297

Devamını Oku...

Leyya nın çekilişi

Bende katılmak istiyorum bu çekilişliler kervanına http://leyya-craftmania.blogspot.com/2010/02/tq-tq-tkla-beni.html adreste leyya arkadasımızın çekişişi var...Elimdeki siparişlerim bitsin yeni yazlık bir model patk yapacağım..umarım onu cok beğeneceksiniz ve bende onu çekilişle vereceğim...Valla cok güzel şartlarını leyye arkasımız yazmıs zaten....Bende patiğim bitsin o zaman yazacağım inşallah..

Devamını Oku...

ANNEM YATIYOR YADA YATMAYA HAZIRLANIYOR

Bana bu maili Nesrin SABOVİÇ gönderdi
BEN YATIYORUM.....

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı.
Annem, 'Geç oldu,' dedi, 'zaten yorgunum, ben yatıyorum.
' Annem kalktı, mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.
Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu. Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.
Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu. Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.
Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.
Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu. Banyodaki çöp sepetini boşalttı. Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı.
Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.
Çiçekleri suladı.
Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.
Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.
Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu. Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.
Sonra gitti, 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı,dişlerini fırçaladı. Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü. Tırnaklarına baktı, törpüledi.
İçeriden 'sen yatmaya gitmemiş mıydın' diye seslenen babama 'şimdi gidiyorum' deyipKapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.
Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı, gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.
Bana geldi, 'haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,' dedi. Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı. 6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi.
Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi.
İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir 'ben yatıyorum' dedi ve gitti yattı. Sizce bu işte bir gariplik yok mu? Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz? ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN ÇEKİŞLİ (ve işimizi bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemeyiz)! Şimdi bu yazıyı tanıdığınız olağanüstü kadınlara gönderin - emin olun, hepsi bayılacaktır. SONRA DA ARTIK YATIN !

Devamını Oku...

ÇOK GÜZEL BİR HADİS

Bana bir mail olarak geldi o kadar hosuma gitti ki hemen sizlerle paylaşmak istedim..Umarım sizlerde okuyunca benim kadar etkilenirsiniz....


PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED A.S DAN BİR HADİS

> > Peygamber efendimiz demiştir ki birisi öldüğünde akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken,son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının yanında durur.Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına girer
> > Definden sonra herkes evine döner, Münker ve Nekir adlı iki özel Melek gelir,öleni kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında sorgulayabilmek üzere ,göğsünde duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır.Güzel kişi der ki.”O benim refakatim,O benim dostumdur hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam.Eğer siz sorgulama için görevlendirildiyseniz,görevinizi yapınız.Onun cennete girmesini kabul ettirinceye kadar terk edemem.
> > Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, ”Ben, bazen yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kur’anım.Endişe etme,Münker ve Nekirin sorgusundan sonra üzüntü duymayacaksın.Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleul Aladan(semadaki meleklerden)misk kokusuyla bezenmiş bir döşek hazırlar.
> > Allahın Resulu(SAV) demiştir ki:Hesap gününde ne bir Peygamber,ne de bir melek, Allahın indinde Kur’andan daha imtiyazlı bir şefaatçi olamayacaktır.
> >> > Lutfen bu hadisi herkese gönderiniz,çünki Resullah(SAV) demiştir ki:bir beyit dahi olsa benden olan bir bilgiyi iletiniz.Allahın lütfu hepimizin üzerine olsun.
> > AMİN

Devamını Oku...

RENKLİ ODA TAKIMIM



Ve alısılmış kalıpların dısına cıktımm..Yatak odamı renklendirdim..Benim ceyizimdeki danteller ya beyaz yada krem rengi idi. Gecenlerde renkli dantelleri görünce hemen bir takım yapmaya karar verdim..Ben kendimi bildim bileli yesil rengi cok severim. Yabalının 907 numarası ile yaptım. Beğendinizmi....İnanın cok harika duruyor vede odama cok değişik bir hava verdi...

Devamını Oku...

KALIP KEK

Arben'in en sevdiği kek... Tabi ki yemesi değil de yapmasını seviyor...Geciyoruz mutfağa ve oğluşumla beraber baslıyoruz yapmaya masrafsız, ama cok güzel bir pasta keki..Misafirlere de güzel ikranlık oluyor fakat biz ne zaman oğlumla mutfağa girsel allah benim yardımcım olsun mutfak mutfaklıktan cıkıyor...Ama olsun onlarla birseyler yapmaya değer.. Ben bu tarifle cok harika pastalar yapıyorum...Cok ta güzel oluyor. Ne zamandır yaptım ama ancak yayınlamaya fırsat buldum..


Malzemeler



1 su bardağı un

4 yumurta

1 su bardağı şeker

1 kabartma tozu



Yumurta ve şekeri önce kısık sonra yüksek devirde güzelce çırpıyoruz ve unu ekleyip biraz daha çırpıyıruz en sonunda kabartma tozunu ekleyip az daha cırptıktan sonra yağladığımız kalıba döküyoruz...Önceden ısıttığımız fırında pişiriyoruz..Ben üzerini mutlaka krem şanti ile süslüyorum..

Devamını Oku...